14.08.2007

Hamam Koyu





Saat 18:00 gibi. Son derece keyifliyiz. Engin maviye doğru teknemizin pruvasını çevirmişiz. Tiril tiril tatlı bir rüzgar var. İçimizdeki dinginliğin, huzurun tarifi mümkün değil. Kolay mı, 3 aydır beklediğimiz an nihayet gelmiş.
Çelebi'ler de bizimle beraber çıktılar, Hamam koyuna doğru iki tekne aheste aheste ilerliyoruz.
Etrafın doyumsuz güzelliklerinden ve yelkenlerini açmış teknelerden gözlerimizi alamıyoruz. Bu arada dümende Cüneyt var, yavaş yavaş tekneyede alışıyoruz. Ben haritaya göz atmadığım için ve Göcek koylarınında yabancısı olduğum için, Sadun Boro'nun Vira demir kitabından hemen Hamam ile ilgileri okudum ve koordinatlarını gps e girdim. Yaklaşık 1 saatlik bir yolculukdan sonra Hamam koyuna girdik ve iskeleye aborda olduk.
Tesadüfen Çelebi'ler in eski arkadaşları Ömer'de o gün başladığı yolculuğunda ilk olarak burayı seçmişti ve hemen yanımızdaki tekneydi. Ayrıca Ömer'in yanında sonradan çok iyi dost olduğumuz Sinan adında başka bir arkadaşı daha vardı ve onlarda kendi kiraladıkları tekneleriyle oradaydılar. Böylece toplam 4 tekne, çoluk çocuk yaklaşık 25 kişi olduk ve bundan sonraki tüm yolculuğumuza böyle devam ettik. Ömer ve Sinan'ın tekneleri bizim 37 den daha büyüktü, özellikle Sinan 50 feet lik bir Oceanis tutmuştu. Hamam koyunda aborda olduğumuz iskelede hemen grup kuruldu yere çöküldü, içkiler çıktı, muhabbet koyulaştı. Daha sonra Cüneyt yemek siparişi için konuşmaya gitti ve sonucu olarak resimde gördüğünüz patatesli orfoz, akşam yemeğimiz olarak sofranın baş köşesine teşrif etti. Lezzetini anlatmama gerek yok, tek kelimeyle nefisti.
İskeleye aborda olmanın hemen sonrasında denize girmekte her zaman tereddüt eden ben, tek hamlede hiç beklemeden kendimi denize bıraktım. Yaklaşık 40 dakika eşimle birlikte şnorkel ve gözlüklerimizle koyun içini dolaştık. Yemekten sonra teknemizde ilk gecemizi geçirdik. Ben güvertede yatmaya niyetli olduğum için uyku tulumum ve matımı getirmiştim. Fakat kıç altındaki kamara ve içindeki mis gibi kokan çarşaflar beni kendine çekti ve tulumu falan boşverip kamaraya yerleştim, tüm seyahat boyuncada orada uyudum. Uyumadan öncede ertesi günün hedefini Göbün olarak koyduk.

1 yorum:

Anonim dedi ki...

Keko vallahi ben sonunda su deniz olayini sevecem herhalde.
Cok güzel yaziyorsun. Her Hafta basi "bakalim bizimkiler yine nereye gittiler" diye sabirsizlaniyorum.

Taner bir de öerim var. Bence gittigin yerler hakkinda daha fazla yazmalisin. En azindan benim icin daha ilginc olur.
Keko, beli mi olur belki ileride yazdiklarini kitap halinde derlersin.
Selamlar, Yakup-Almanya