20.05.2009

Asmalı-Silivri-GK 2


Silivri' ye gideceğimiz sabah öyle bir uyumuşum ki, anlatmak mümkün değil. Tabii bir günü devirdikten sonra, ertesi gün vücut bütün uykusuzluğun acısını çıkardı sanki.
Asmalı' dan çok güzel anılarla ayrıldık. Adaya girerken bir yunusun bize yapışıp, yaklaşık 15 dakika teknenin sağından soluna, altından üstüne, bir oraya bir buraya dans yapması oğlumla beni büyüledi. Çocukların yaşadıkları bu tip şeylerin hayatları boyunca hafızalarından silinmeyeceğine inanıyorum.
Ayrıca Erol abi, Mehmet, Umut ve diğer korsanların giriştiği midye pişirme faslı hakikaten görülmeye değerdi. Tüm bunları geride bırakıp Ayvalık'a inememiş olmanın verdiği hüzünle Silivri' ye yollandık. Bizim grup Belle, Breeze ve Talya' dan müteşekkildi. Yine durgun ve cam gibi suda ilerlerken, oğlumla ben sancak başomuzluğa oturup ayaklarımızı da suya sarkıtıp denizi seyretmeye başladık. Oğlum upuzun kollu kahverengi denizanalarını görünce tedirgin oldu. Ben de bunları ilk defa görüyorum. Ama hiç de sevimli değillerdi. Kıyıya doğru kayboldular ama açıkta yüzme molası vermek isteyenlerin bunlara dikkat etmesi gerekiyor.
Bu arada aklıma bir muziplik geldi. Oğluma dedim ki "Eğer topuklarını teknenin bordasına vurursan, sesi duyan yunuslar bizim yanımıza gelirler". Başladık topuklarımızı bordaya vurmaya. Bir müddet sonra, inanılacak gibi değil, laf olsun diye söylediğim doğru çıktı. Yaklaşık yarım mil ötemizde koca bir yunus sürüsü belirdi. Oğlumun bana bakışını ve denizcilik bilgime olan hayranlığını size anlatamam !!
Nihayetinde Silivri'ye vardık. Belle teknesinin üzerine aborda olduk. Toplam 7 tekne bizim gibi Pazar günü Silivri'ye intikal ettiler. Sadece Bupp teknesine nazar değdi ve motor arızası oldu. Durumu Özgür bize telsiz ile bildirdi. Fakat telaşa gerek olmadığını, yelkenle limanın ağzına kadar geleceğini, limanın içine girmek için kendisini çekmemizi rica etti. Hakikaten de dediği gibi Bupp 1 saat sonra limanın ağzında belirdi. Hani bıraksak bağlanacağı yere kadar yelkenle gidecekti.
Silivri akşamında da masamız kurulup yemeklerimizi mideye indirince biz hemen ayrılıp uyku pozisyonuna geçme kararı verdik. Ertesi günü havaya yakalanmamak için sabah 3:00 gibi çıkış planlıyoruz. Haa, bu arada yazmayı unuttum, yemekten önce meteorolojinin sitesine baktığımızda ana sayfada, saat17:00 den itibaren kısa süreli poyraz fırtınası ihbarı vardı. Amacımız bundan önce Fenerbahçe'ye varabilmek. Tabii yolda biz bu sert havanın etkilerine kalacağımızı tahmin ediyorduk, ama erken çıkıp nispeten azaltırız diye düşündük.
Bir gece önceden ben teknede herşeyi sağlama aldım. Devrilme, oraya buraya saçılması muhtemel şeyleri toparladım. Hanımla ufaklığa da bir brifing verdim. Dışarı çıkma mecburiyetleri olursa diye can yeleklerinide yataklarının yanına bıraktım. İşin güzel tarafı her ikisinde de hiç telaş belirtisi yok, gayet iyi gözüküyorlar. Tabii bu da bana moral veriyor.
Sabah saat 2:30 gibi uyandım. Hemen sert hava için gerekli kıyafetleri giydim. Yine bir gün önceden anayelkene 2. camadanı vurup, mazot deposunu da ağzına kadar fulledim. 2:50 gibi motoru çalıştırıp yola koyulduk. Bizimkiler uyuyorlar. Umarım sonun kadar böyle rahat rahat uyurlar.
Hemen liman çıkışında esintiyi bulunca 2. camadanlı anayelkeni ve cenovayı açtım. Bu arada cenova tam açık. Motor yelken zaman zaman 6,5 knotlara varan bir hızla yol almaya başladık. Yine telsizden diğer teknelerin de limandan avara olduklarını duyuyorum. Bir kulağım telsizde diğer hislerim dalga ve rüzgara konsantre, ilerliyoruz. Rüzgar yavaş yavaş üzerine koymaya başladı. İşte burada bir hata yaptım ve cenovayı ufaltmadım. Rüzgar iyice artınca büyük cenova ile tekneyi zaptetmek zorlaştı. Ufaltmak için bayağı çaba harcadım ama rüzgar güçlü estiği için çok azını toplayabildim. Bu yeterli olur diye düşündüm ve yola devam ettim. Bir süre sonra rüzgar daha da arttı. Baktım genovanın ultraviyole bant fitili ıskota köşesinden yukarıya kadar sökülmüş sallanıyor. Hemen rüzgara dönüp, cenova fazla hırpalanmasın diye kapattım. Cenova kapanınca tekne bayağı kendine geldi ve camadanlı anayelkenle seyir daha kolaylaştı ve dengeli oldu. Bu arada benim rüzgar ölçerim olmadığından rüzgarı tam bilemedim. Sonradan Belle teknesi Can' a sorduğumda, o bölgede rüzgarın sabit olarak 30-35 knot arası estiğini söyledi. Bu arada bizimkileri sorarsanız, sadece cenovanın tekneyi fazla bayılttığı anda, raftaki Rod Heikell ve Sadun Boro'nun pilot kitapları üzerlerine düşmüş içeriden bana fırça attılar. Bir onbeş dakika sonra sesleri yine kesildi ve uykuya devam ettiler. Tabi ben ıslak kedi misali havuzluktan onlara baktığımda yerlerinde olmayı da istemedim değil.
Netameli Büyükçekmece koyuna geldiğimizde rüzgar biraz daha azalmıştı. Koyu, nispeten Güzelce marina önlerindeki havadan kolay geçtik. Tabii ben yine tüm seyir boyunca harness ile tekneye bağlıyım. Kaloma da ancak 1 mt. Sadece yelken ile uğraşmam gerektiğinde kalomayı uzatıp direk dibine gittiğim oldu.
Bu şekilde Ataköy marina önlerini bulduk. Bizimkiler de uyandılar. Hava güneşli ama rüzgarlı. Giyinip benim yanıma havuzluğa geldiler. Gerçekten onlarla gurur duydum. En ufak bir problem çıkarmadan tüm yol boyunca bana eşlik ettiler.
Marinaya kadar olan seyirde sohbet edip gezinin kritiklerini yaptık. Saat 11:00 gibi marinaya girdik ve bağlandık. Hemen tekneyi neta ettikten sonra, Tesadüf kafeye gidip mükellef bir kahvaltı yaptık. Doğrusu 8 saatlik bu yolculuktan sonra bunu hakketmiştik.

** Marmara adasındaki yardımlarından dolayı Hüsamettin Özenç'e, Silivri'deki yardımlarından dolayı da sevgili Necmettin Önengut'a GezginKorsnlar adına teşekkürü borç bilirim.
***Fotoğraflar içinde sevgili Can Buluman'a çok teşekkürler.
Gezgin Korsan Asmalı Gezisi

1 yorum:

Anonim dedi ki...

Ağustos ayında planladığım Asmalı gezisi öncesi yazınızı keyifle tekrar okudum.Rüzgarınız kolayına puruvanız neta olsun.
Cihan Devcan S/Y-Ceylin