25.12.2009

Şimdi de Küba

Küba'yı denizcilik tarafından anlatacağız diye söz vermiştik, biraz geciktik kusurumuza bakılmasın. Öncelikle yoldan bahsedelim. Biz Air France ile gittik. İstanbul'dan çıkışımız ve Havana'ya inişimiz toplamda 16 saat kadar sürdü. Açılımı ise şu şekilde, Air France ile önce İstanbul'dan Paris'e uçuyoruz. Yaklaşık 3,5 saat. Pris'de aktarma için 1,5 - 2 saat kadar bekliyoruz. Ardından Paris - Havana uçuyoruz, bu da yaklaşık 10 saat kadar sürüyor.
İşte bu ikinci uçuş denizci bakışı ile önemli. Bir ara uçakta oturmaktan sıkılınca, kapının üzerindeki cama doğru seyirttim ve aşağıya baktım. Uçsuz bucaksız Atlantik, uç uç bitmiyor. Hemde ortalama saatte 900km hızla. Şimdi küçük bir yelkenli düşünün, Atlantiği geçiyor ortlama 6kts hızla, yani saatte 17-18km. Valla o an içimde bu sonsuzluk duygusu bir büyüdü ki anlatamam. Valla günün birinde yapmam demiyorum, her zaman olasılık dahilindedir, ama amaç illa Karayip'ler de yelken yapmaksa uçarım bu adalara, oraların tadını çıkarır bir veya iki hafta sonra dönerim diyorum. İlla Atlantik' i yelkenle geçmek zorunda değiliz anlayacağınız.
Havana'dan Trinidad ve Santa Clara turumuzu yaparken rehberimiz yolda bizi güzel yemek yiyeceğimiz bir yere götüreceğini söyledi. Nereye gideceğimiz hakkında meraklanmışken, körün istediği bir göz, allah verdi iki göz. Küba'ya geldiğimden beri etrafa bakınıp duruyorum. Denizcilik ile ilgili bir şeyler arıyorum. Ama o kadar fazla birşey görememiştim. Tam da bu ruh durumu içinde iken Cienfuegos Marina' da yemeğe götürüldük. Bir hoşumuza gitti ki sormayın. Birkaç tane Alman ve İspanyol bayraklı tekne var. Rehberimiz hemen bize Küba'daki olanaklardan bahsetti. Aynen bizdeki gibi charter şirketleri olduğunu öğrendik. Fakat bir farkla, hepsi devlete ait firmalar. Katamaranlar, Beneteau'lar, Jeanneau'lar hepsi var. Birde fiyat listesi alacaktık ama görevliyi bulamadığımız ve yola da geç kaldığımız için vazgeçtik. Küba'nın hem Kuzeyinde hemde Güneyinde büyük takımadalar var. Birçoğu müthiş el değmemiş yerler. Bazılarında marina oluşumları var. Tabii tüm bu bilgileri rehberimizden aldık. Teyid etme fırsatımız olmadı. Biraz daha detay isteyenler buraya bakabilirler.
Genelde kıyılara falan baktığımızda öyle çok bolca kayıklar, balıkçılar falan göremiyorsunuz. Sofrada da bu belli oluyor. Bir ada olmasına rağmen yemekler et ağırlıklı. Biz bunu şöyle yorumladık. Küba büyük bir ada. Doğudan batıya 1000km veya fazla olduğunu tahmin ediyorum. Fakata nüfus az. Tüm ülkenin nüfusu 11milyon kişi. Tabii bu hayvancılık ve tarım yapılmasına olanak sağlayan boş topraklar demek. Yani Japonya gibi değil. Balık ağırlıklı beslenme yok. Ama tabii dev karidesler, istakozlar isterseniz çok uygun fiyata restoranlarda yemek mümkün. Bizim balıkçılık adına gördüğümüz en önemli olay şöyleydi:
Bir gece otelin balkonuna çıkan kuzen Cüneyt acele ile içeri geldi. Bu arada otelin önü açık deniz. "-Taner oğlum denize bak, Amerika kıtası önümüze gelmiş !!"
Gerçekten denize bakınca koskoca bir kara parçasının otelin önüne geldiği hissine kapılıyorsunuz. Aslında olan ise, avlanmaya çıkmış olan yüzlerce balıkçının gece ışıkları. Hakikaten inanılmaz bir manzara idi.
Bu arada yemeklerden çok memnun kalmadığımızı itiraf etmek durumundayım. Gidecek olanlar bu konuda biraz sıkıntı çekebilirler.
Aslında yazılacak ve anlatılacak çok şey var ama konumuz yelken ve deniz olduğu için bu kadar da bırakmak zorundayım.
İyisi mi, eğer imkanınız varsa mutlaka gidin görün...

Küba 2009

1 yorum:

Anonim dedi ki...

El presente es de lucha, el futuro es nuestro...