4.03.2007

Ataköy Marina'da

Kuzenlerim Cüneyt ve Gökhan' la Ataköy Marina'ya geldikten sonra, ufak ufak Talya’nın
eksiklerini tamamlamaya başladım. Havuzluk için bir masa araştırması yaptım ve bir tane buldum,
bu masa bayağı ucuz, çok hafif, yüksekliği de ayarlanlanabilir bir ürün. Teknenin ambarına kaldırırken falan çok kolay taşınıyor.Gerçi deneme fırsatım olmadı ama havuzlukta kalabalık olduğumuz zamanlarda yeterli gelmez ise, bir ikincisi alıp masa yüzeyini büyütebilirim diye düşündüm.
Linki için burayı tıklayabilirsiniz.
Bu arada, Özel Tekne Belgesi için Liman başkanlığına başvurumu yaptım. Surveyor Mehmet bey cep telefonunu verdi. Pazartesi günü kendisini arayacağım.ÖTB işini hallettikten
sonrada sabit VHF için başvurumu yapacağım.
Cumartesi günü oğlumla birlikte Ataköy Marina’ya Talya’yı görmeye gittik.
Oğlumda bu konuda çok heyecanlıydı. Tekneyi suda görmeyi büyük bir sabırsızlıkla bekliyordu.
Tekneye gitmeden aldığımız yiyecek içecek ve benim evden aşırdığım tabak, çatal, bıçak, bardak v.s ile tekneye geldik. Ben büyük bir keyifle aldığımız malzemeleri, teknenin içinde temizlik yaptıktan sonra yerlerine yerleştirdim. Bu arada oğlumada dizüstü bilgisayarda sevdiği DVD lerden birini koyup, cips çikolata ve içecek verince deymeyin keyiflerimize.
Herşey yerliyerine koyulup, DVD de bittikten sonra bizim ufaklık
“ ya babacım, ben buraya kadar bu tekne ile denizde dolaşmak için geldim, neden denize çıkmıyoruz?” türünden baskı yapmaya başladı.
Aslında benimde niyetim var ama tek başımayım, tekneyi çöz çıkar, bir terslik olursa yanımda yardımcı olacak kimse yok diye düşünüyorum. Ama içimdende şeytan dürtüyor çık diye. Hem şeytanın, hemde bizim ufaklığın dürtmelerine fazla dayanamadım ve palamarları çözüp hafif tornistanı verdim.
Allah be, benden ve bizim ufaklıklıktan mutlusu yok. Tıngır tıngır marinadan çıktık. Açıkta bekleyen kosterlerden birini hedef alıp ona doğru ilerlemeye başladık. Tam yanına gelince geziyi tamamlayıp geri dönmeye başladık. Bu arada yekeyi bizim ufaklığa verip onun dahada keyiflenmesini sağladım.
Daha sonra, telsizim olmadığı için cep telefonundan Ataöy marina kuleyi arayıp giriş yaptığımı bildirdim.
Onlardanda okey alıp, marinaya tekrar giriş yaptım. Pontonumuza doğru ilerledik, aa o da ne, palamar için kimse yardıma gelmemiş. Eyvah, tedirginlik başladı, tek başına tekneyi pontona sok, tekneden in, halatları bağla, bütün bu işler birden gözümde fena halde büyüdü. Etrafa baktım ama yardım edecek kimse yok. Neyse soğukkanlılığı kaybetmeyip, çok yavaşça tekneyi pontona soktum, hafif bir tornistan verip tekneyi durdurdum, hemen tekneden atlayıp önce kıç, sonrada baş halatlarını bağlayıp tekneyi emniyete aldım. Sonrada büyük bir iş yapmış adam edası ile kendi kendimle gurur duydum.
Meğerse, marinaya girişimi bildirirken ayrıca palamar yardımı istediğimi de söylemeliymişim.
Bütün bu işleri bitirdikten sonra, yanımıza marinanın botu geldi ve muhasebeye uğramamız gerektiğini bize hatırlattı. Henüz marinaya ödeme yapmadığım için, biz dışarı çıkarken biraz huylanmışlar.
Bunun üzerine ödememizi yapmak için marina muhasebesine gittik. Fakat oradada ilginç bir durumla karşılaştık. Marinanın ödeme tablosuna göre 22.91 m2 olan bir tekne, 24 m2 olan bir tekneden yaklaşık 120 Eur daha fazla ödüyor. Tabii ki bu duruma itiraz ettim ve düzeltilmesini istedim. Muhasebedekilerde ödemeyi Pazartesi veya Salı gününe bırakıp durumu marina müdürü ile konuşacaklarını söylediler. Bakalım, Pazartesi ne olacak ?
Henüz yanıma birisini bulamadığım, ayrıca havada kötü olduğu için yelkenleri deneme fırsatım olmadı. Fakat ilk fırsatta denemeyi yapıp sonucu yazacağım.

1 yorum:

Anonim dedi ki...

Taner Bey,
Ben size seve seve yardımcı olurum. Seyir tecrübem fazla değil ama yeke tutarım, anayelken iskotası, cenoa, piyano, hepsini beceririm. Pontona atlar halatları bağlarım, rüzgarüstünde ağırlık yaparım.
Bir gün önceden haber verirseniz hazır olurum.
Keyifli seyirler.

Hakan Erim