22.05.2007

Talya Trilye'de 2-Yola Çıkış


Mehmet ve Alper sabah saat 5:30 gibi Ataköy Marina'ya geldiler. Bizde Gökhan'la, onların gelişiyle beraber uyandık. Hava gayet durgun. Raporlarda 5-10 knot arası lodos ve batı-lodos veriliyor. Şartlar gayet iyi. Çıkış saatimiz 7:15 olarak verildi. Tekneler yavaş yavaş palamar çözüp marina'dan ayrılmaya başladılar. Toplanma yerimiz marina mendireğinin dış tarafı. VHF den tek tek yoklama veriyoruz. Toplam tekne sayısı 30 civarında. Her çeşit tekne var fakat ağırlıklı olarak yelkenli. Dünkü brifingde Teoman abi tembih etmişti "ben topu atmadan kimse yola çıkmasın" diye. Nihayet Teoman abi'nin meşhur topu patladı. Hep beraber yola koyulduk. Benim için işin en sıkıntılı tarafı bozburun önleri. Okuduğum gezi yazılarında ve Sadun Boro'nun Vira Demir pilot kitabında Bozburun için söylenenler bende bir korku yaratmış. Neyse, önce sabahın kapalı havası sonra çıkan güneş ve yavaş yavaş hedefe ilerleyen TALYA'mız. Seyrimiz motor+genova şeklinde hızımız yaklaşık 6-6,5 knot. İçerideki bilgisayarımıza bağlı gps den mevkimizi Seaclear programı ile kontrol ediyorum. Miller yavaş yavaş akıp gidiyor. Bu arada Marmara'nın en derin bölgelerinin üzerinden geçtik.Yaklaşık 1300 mt !! Neredeyse okyanus derinliği. Ve iskele başomuzlıkta benim meşhur Bozburun gözüktü. Ama şimdilik hiç de anlatıldığı gibi değil. Motorumuzu kapattık. Hava çok güzel fakat rüzgar az.Yine de anayelken ve genovayı bastık. Haliyle hızımız azaldı ve ralli grubundan geride kaldık. Yaklaşık yarım saatlik bir çabalamadan sonra tekrar motora kuvvet. Fakat bozburun önünde birşey dikkatimi çekti. Galiba orası hakkındaki endişelerim boş değil. Rüzgar olmamasına rağmen burunun önlerinde dalgalar her yönden karmakarışık gelmeye başladı. Tabii öyle yuksek dalgalar değil fakat dalgaların yönünün karışıklığı buranın sert havalarda denizcileri yoracağının sinyallerini verdi. Tam ralli planında olduğu gibi 7 saatte Trilye'ye vardık ve limana kıçtan kara olduk. Bağlanma esnasında aklıma takılan yanlışlıklar yaptık. Mesela kıçtankara olurken limanda bize yardımcı olan beyefendinin "daha çapayı bırakmayın,bırakmayın,bırakmayın, tamam şimdi bırakın" komutu ile demirimizi funda ettik, ettik ama benim içime sinmedi. Çünkü, geri geri giderken zincir kalomasını da koyverdik yani demiri zemine oturtamadık. Daha önce de yazmıştım, sonradan pişman olmamak için, emin olduğunuz konularda kendi bildiğinizi yapacaksınız. Aslında yapmamız gereken, 6mt suya yaklaşık 20-25 mt kalomayla demiri uzakta bırakıp, sonrada gerdirip zemine oturtmak olmalıydı. Bizim demir yaklaşık 8-9 mt uzağımızda, üzerine de zincir yığılı halde kaldı. Neyse hava da sakin olduğu için tekneyi tekrar sok çıkar yapmak istemedim. Tekneyi neta ettik ve Trilye'ye ayak bastık. Trilye küçük, sevimli bir kasaba. zeytinyağı ve zeytini ile meşhur. Küçük bir kasaba turundan sonra, Mehmet'in önceden tavsiyesini duyduğu Liman lokantasına yöneldik. Bu arada da hafif yağmur çiselemeye başladı. Ben tekne havalansın diye heç ve lumbozları açık bırakmıştım. Onları kapatmak üzere tekrar tekneye geri döndüm. Tekne kıçtankara ve pasarellamız yok. Teknenin karaya olan mesafesi 1-1,5 adım. Tekneye adımımı attığım anda yağan yağmurdan ayağımın kayması, tekne ve iskele arasına düşmem yarım saniyeden az sürdü. Allahtan denize düşmedim ama belki de denize düşsem daha iyiydi. Tam teknenin arkasında kolumun üstüne düşüp kolumla tekneye dayanmış ve dik olarak asılı kaldım. Herhalde ben düşerken bayağı bir gümbürtü koptu ki diğer teknelerden de hemen sağolsunlar geldiler. "Kırık var mı, iyi misiniz, biraz oturup dinlenin" Gerçekten de havuzluğa oturup biraz dinlendim. Sol dizde sıyrıklar ve şişlik sağ kolda da tam biseps kasında fena bir ağrı. Olayın şokunu atlatıp kendime geldikten sonra tekrar liman lokantasına geri döndüm. Bundan sonraki iki günde sağ koluma devamlı buz tedavisi ile biraz daha rahatladım. Daha sonra yeme ve içme faslı başladı, hakikaten balık ve mezeler nefisti. Yaklaşık 4 saatimiz burada geçti ve hem midemiz bayram etti hemde çok keyifli sohbetler oldu. Gece saat 12:00 gibi teknemize döndük ve herkes hemen uykuya daldı. Saat 1:30 gibi uyandığımda dışarıda rüzgarın bayağı sertleştiğini fark ettim. Çapaya çok güvenmediğim için kalkmak ve kalkmamak arasında karar vermeye çalışırken, yan tekneden ırgatın çalıştırıldığını duydum ve hemen dışarı fırladım. Sancak tarafımızdaki yan komşumuzda ırgatı ile demirini yokluyordu. Ben demiri çok fazla çekmeye cesaret edemedim çünkü zaten kısa olan kalomayı da alıp zinciri iyice yakına alırsak daha büyük sıkıntı yaşayacağımızı düşündüm. Bu arada iskele komşumuzda uyanıp durumunu kontrol etmeye başladı. Rüzgar sancaktan geldiği için bizim burnumuz iskele komşumuza doğru yaslanıyordu. ( çapamız tutmadığı için ). Bunu engellemek için Gökhan, iskele başomuzlık daki koç boynuzuna 25mt lik bir halat bağlayıp bunu da sancak tarafdaki, limanın anelesine bağladı. Böylece teknenin burnunun iskele tarafa yaslanması sorunu çözüldü. Herşeyin güvenli olduğundan birkez daha emin olduktan sonra, tekrar uyku modumuza geçtik.

3 yorum:

Anonim dedi ki...

taner cim güzelbir yolculuk gecirmişiniz sevindim gecmiş olsun artık nilay ilgilenir. yolculuk kac saat sürdü ve kac mildi gidiş yolunda kac litre mazot yaktınız.

engin reis

Anonim dedi ki...

Tirilye'de yeterli kaloma verseydin yan rıhtımdaki büyük teknelerin zincirine çapayı takman kesindi.Yeterli kaloma vediğim için çıkışta yan rıhtımdaki 2.teknenin zinciri çapayla birlikte geldi.Köpük teknesinin yardimıyla zincirden zor kurtuldum.S/Y SABİRE

Anonim dedi ki...

Tanercim

Yazılarının her birini heyecanla okuyorum...Sakın vazgeçme!!!

Zeynep