01 12 2009

49. Donanma Kupası Ödül Töreni

Ödül töreninde

Destek sınıfı sıralaması


Normalde yarış tabiatlı bir insan değilimdir. Çok fazla rekabeti sevmem. Aynı şey yelken için de söz konusu. Ama bazen yarışın yelkene olumlu faydaları da oluyor. Şöyle ki:
Hanım, çoluk çocuk denizdesiniz. Rüzgar da kah esiyor , kah kalıyor. Hemen sabırsızlardan homurtular gelir: "- Hadi motoru çalıştır da geç olmadan gidelim." Ama yarışta bu asla söz konusu olmaz. Rüzgarsızlıktan yarış iptal edilene kadar, tekneyi yelken ile hedefe götürme mecburiyeti vardır. İşin güzel tarafı da budur. Çünkü bu aşamada strateji geliştirirsiniz, bulutlara bakarsınız, diğer tekneleri gözlersiniz, suyun üzerinde sağanakların yarattığı kıpırtıları takip edersiniz. Kısaca rüzgarı bulabileceğiniz ne yol varsa hepsini denersiniz. Yarışların güzel tarafı budur.
Ayrıca şamandıra yarışlarını değilde, coğrafi rotalı yarışlar bana göre daha iyidir. Genel olarak şamandıra yarışlarında, denize atılmış başlangıç ve bitiş şamandıraları etrafında dönersiniz. Tabii tüm tekneler de sizinle aynı parkurdadır. Birbiri ile çatışanlar, küfürler, bağırış, çağırış gırla gider. Bu yüzden daha sakin olan coğrafi rotalı yarışları tercih ederim. Hem yarış zamanı daha uzundur hemde tekneler start hariç pek üst üste binmez.
İşte biz de sevgili Can Buluman'ın EKİM teknesi ile 26-27 Eylül tarihlerindeki 49. Donanma Kupası yarışına katılmıştık. Resmi olmayan yarış sonuçları açıklandığında biz 4. gözüküyorduk.
Dolayısı ile ödül falan yoktu, ama olsun katılmak önemli idi. Daha sonra Can beni aradı:


- Taner n'aber? Bu akşam İstanbul Yelken Klübünde Donanma kupası yarışının ödül töreni var. Müsait misiniz, gelir misiniz ?

- Can, hani 4. olmuştuk.

- Öyle değilmiş, balon hesaplamalarını yaparken bir yanlışlık olmuş, biz üçüncüymüşüz.



Ve o akşam İYK' ya gittik. Yelkencilik hayatımızın ilk yarış derecesini ve ödülünü böylece aldık.
Şimdi sıra kendi teknemiz ile bu işi yapmakta.

26 11 2009

Yine Burgaz


Yine önceki yazılarımıza dönelim. O hafta bir de Gezgin Korsan arkadaşlarla Burgaz Antigoni seyri yaptık. Özellikle bizim doktor Mehmet alem kişilik. Her konunun üzerin hiç yılgınlık yapmadan hallederiz diye gitmesi takdire değer.

Mehmet bu sene LOTUS'u Kalamış marinadan aldı. Artık yeni yeri Bebek. Mehmet'in Bebek'e ulaşımı da, Fenerbahçe'ye gelmesinden çok daha kolay. Gerçi ilk duyumlara göre LOTUS boğazın akan sularında sanki seyirde imiş gibi sallanıyormuş. Ee, altından neredeyse 3-4knot hızla akıntı geçiyor. O kadar olacak tabii.
Derken Mehmet herhalde bunaldı. Çünkü boğazda açılıp, hemen yelken yapma imkanı maalesef yok. En az 1,5 saat yol yapmak gerekiyor. Gezgin korsan forumda Mehmet'den bir davet "-Ya Lotus ile Kuzeye Anadolu hisarına, ya da adalara gidelim." diye. Ee, dedik ya denize çıkamamış olmanın sıkıntısı yazıya da yansımış.
"-Boşver boğazı gel TALYA'ya doğru Burgaz yapalım." dedim. Hemen programı yaptı. Saat 17:30 gibi marinada buluşup hemen açılırız dedik. Tam saatinde Erol abi, ben, Ömer, Mehmet, Hakan ve Murat'la yola koyulduk.
Gırgır, şamata 1,5 saatte yerimize bağlandık. Antigoni'nin sahibi Ercan beyin sıcak karşılaması ile yerlerimize geçtik ve geç saatlere kadar kaynattık.
Dönüşte baktık ki İstanbul gecenin karanlığında tamamen kaybolmuş gitmiş. Sebep sis. Sis dediysem öyle çok yoğun , koyu sis değil. Ama adaların oradan İstanbul'u göremiyorsunuz, öyle. Hele bir de yakamoz var ki, daha önce görmemiş olanlar mutlaka görmeli. Talya'nın pervane suyu, simsiyah gecede yemyeşil parlıyor. Teknenin yardığı sular ışıl ışıl sağa sola savruluyor. Doyumsuz bir manzara. Gece yarısından sonra marinaya döndük, yine doyumsuz bir gece yaşattı bize teknemiz.

Burgaz Antigoni Gece

24 11 2009

Sevgili Babam

Bu gün 24/Kasım. Sevgili babamı kaybedeli 6 yıl oldu. Onu çok özlüyoruz ve çok seviyoruz.














20 11 2009

Geziler

Geçtiğimiz hafta ve bu hafta oldukça yoğun geçti. Ben bloga yazarken konuların biraz arkasında kaldım maalesef. Neler yaptığımıza şöyle bir bakalım:
  • Sevgili Cengiz ile yaptığımız yelken seyri.
  • Gezgin korsanlar ile yaptığımız Burgaz Antigoni gece seyri.
  • Gezgin Korsanlar ile yaptığımız 2009 Kışa merhaba etkinliği.
  • Sevgili Can ile Gölcük Donanma kupasında kazandığımız 3.lük ödülü töreni.
Sırası ile konuları yazıya dökelim:


Arka fonda SHE teknesi

Geçtiğimiz Cumartesi hava güzel, hafif hafif de esiyor. Aynı gece Gezgin Korsanlar'ın Kışa veda yemeği olacak.
Sabahtan yapacak fazla birşey olmadığı için soluğu marinada aldım. Acaba etrafta kimse var mıdır falan diye düşünürken bir baktım Cengiz'in teknesi konuklarla dolmuş. Hemen bende ilave oldum. Bora Bora'dan Hüsne, Ahsen, Uçarı'dan Hakan ve Rıza usta hep beraber sohbeti koyulttuk. Bir müddet sonra komşular dağılınca Cengiz ile denize çıkalım dedik.Marinadan Ataköy - Bakırköy rotasını tutarak çıktık. Rüzgar da tam o yönde kolayımıza esiyordu.
Fındık-Bira-Dedikodu üçlemesine dalarak tam 3 saat yelken seyri yaptık. Akşam yetişeceğimiz GezginKorsan toplantısını düşünerek marinaya vasıl olduk.

03 11 2009

29 Ekim


İki senedir hep aklımda. Cumhuriyet bayramı kutlamalarını Boğaz'dan seyretmek. Bir türlü kısmet olmamıştı. Bu sene, ne yapıp edip mutlaka gitmek istiyoruz. Fenerbahçe'den komşularım Cengiz, Can ve Hemi'de gelmeyi planlıyorlar. Bizde Arzu ve Engin'e haber verdik. Saat 16:00 gibi marinada buluşacağız. Engin'le aslında daha erken çıkmayı ve yelken yapmayı planlamıştık ama maalesef rüzgâr çok az.
Biz biraz erken geldik marinaya. Bir baktık Cengiz ve Can, Bengül teknesinde oturmuş muhabbet ediyorlar. Hemen biz de muhabbete atladık. Yine denizci dedikoduları, gülme, güzel sohbet.
Saat 16:30 gibi Engin, Arzu, Derya ve Balkı'da geldiler. Arzu sağolsun döktürmüş. Kısa zamanda TALYA'nın havuzluğunda sofrayı kurduk. Güzlece yapılanları lüpledikten sonra tekneyi neta ettik ve yola koyulduk. Yola çıktığımızda hava kararmıştı. Bu arada Cengiz, Can ve Hemi aileleri ile birlikte Hemi'nin Belle teknesinde olacaklar. Yaklaşık 11-12 kişi, tabii dalgamızı geçtik.
Kızkulesini bordaladığımıza hafif Kuzey rüzgarı vardı. Ayrıca Kızkulesi önleri hep çır
pıntılı oluyor. Malum boğazın güneye akan sularının Marmara'nın suları ile ilk karşılaştığı nokta. Usul usul kuzeye, Dolmabahçe önlerine doğru tırmandık. Kabataş önlerine geldiğimizde etrafımıza bakındık,bağlanacak veya motor üzerinde duracak uygun yer var mı diye. Biz böyle bakınırken bir sahil güvenlik botu kuvvetli projektorunu üzerimize tutup "-Lütfen burayı terkedin." uyarısı yaptı. Sadece bize değil tüm civardaki teknelere. Denizde güvenliğin sağlanabilmesi için ne kadar devlete ait deniz aracı varsa hepsi görevde idi. Sahil güvenlik, Deniz Polisi, Gümrük Muhafaza, Söndüren Romörkleri v.s.
Baktık olacak gibi değil tam karşıya Üsküdar'a doğru yol verdik. Radar kulesinin sağ tarafına doğru girdik. Burası tam Üsküdar meydanının karşısına denk düşüyor. Ama inşaat çalışmaları yüzünden çekilmiş perdeler yüzünden meydan gözükmüyordu.
Neyse, kutlamanın başlamasına daha 1 saat var. Ben indim hemen çayı demlemeye. Yanımızda getirdiğimiz sandviçler, tuzlu kurabiyeler falan mideye indirilmeyi bekliyorlar. Biraz yukarı tırmanıp, motoru boşa alınca yaklaşık 15 dakika içinde aynı noktaya dönüyoruz. Gösteri başlayana kadar bir yere sabitlenebilir miyiz diye sağa sola bakındım. Tabi demir atmak risk, derinlikten dolayı değil ama demiri taktık mı uğraşması zor. Gözüm kıyıdaki vapur iskelesine
takıldı. Bir deneme yapmaya karar verdik. Yaklaştık, ama su fazla oynak, hatta Engin koltuk halatını iskeledeki babaya taktı ama tekne durduğu yerde tehlikeli biçimde iskele sancak sallanıyor. Tehlikesi ise şu, iskele yüksek ve beton koca kamyon lastikleri var ama tabii vapurlar için. Her an sallantıda teknenin bir yerini kırabiliriz. Neyse fazla şansımızı zorlamadan iskeleden ayrıldık. Sonra seferde olmayan bir vapuru kestik gözümüze. Ona da yanaştık ama aynı durum orada da oldu. Sonunda sabitlenme denemelerimizden vaz geçtik. Teknenin pruvasını akıntıya doğru çevirip, en düşük devirde yol verince, tekne demirlemiş gibi olduğu yerde durdu.
Çaylar falan içildikten sonra bizi gören başka teknelerde bulunduğumuz yere geldiler. Yaklaşık 7-8 tekne falan olduk. Biraz karaya uzak gibi duruyoruz. Derken bir Gümrük Muhafaza botu birden yanımızda bitiverdi. "-Burası tehlikeli, ya karaya bağlanın, ya da Kızkulesinin altına gidin." diye bir uyarı yaptı. İki öneri de olacak gibi değil. Bir kere Kızkulesi altı fena şekilde
çırpıntılı, orası olmaz. E, bağlanmayı zaten denedik, o da olmuyor. Neyse biz de iyice karaya sokulduk. Yaklaşık 10mt falan kaldı. O bölgede motor üzerinde sabitlendik. Böylece ara çözümü bulmuş olduk.Vee saat 19:30 da ilk patlama ile ortalık bayram yerinde döndü. Herkes büyülenmiş gibi 20 dakika gökyüzüne bakakaldı. Hele ilk başta köprüden yapılan gösteri ve sona doğru ardı ardına patlayan fişekler nefesimizi kesti. Artık kararımız karar, her sene 29 Ekim'de kısmetse denizde olacağız. Kıyıdan yüzbinler bir yerlerde rezervasyonlar yapıp birbirlerini iteleyerek bu olayı izlemeye çalışırken, tam ortasından daha doğrusu içinden bunu izlemek de denizin, denizi sevmenin ayrıcalığı.


Not: Görselleri sağlayan sevgili Can Buluman'a çok teşekkürler.

26 10 2009

Yine Haftasonu Seyri

Hafta sonunda çok tatlı bir hava var. Yelken havası değil ama tatlı tatlı Lodos Batı-Lodos esiyor. Geçen haftadan Hakan ve Tuncer ile sözleşmiştik. Fakat son dakikada işleri çıktı ve Cumartesi gelemeyeceklerini belirttiler. Geziyi Pazar gününe almayı rica ettiler. Fakat Pazar'da maalesef ben müsait değildim. "-Ben her halûkârda tekneye gidiyorum, müsait olursanız uğrarsınız." dedim. Önce Tuncer'den "-Ben problemi hallettim, geliyorum." mesajı geldi. Arkasından da Hakan'dan aynı mesaj. Onlar gelene kadar yine teknede genel bir kontrol ve temizlik yaptım. Farşları kaldırıp sintineyi bir güzel temizledim. Motor yağı, suyu, devir daim pompasında kaçak var mı, yok mu kontrol edildi. Her şey saat gibi çalışıyor. Kaçak filan kalmamış. Yakıt ön filtresi de kontrol edildi. Su var mı yok mu diye. Saydam bölmenin içinde pırıl pırıl mazot gözüküyor. Geçen yazılarda bahsettiğim değişimler ve bakımlar teknenin tamir defterine kayıt edildi. Bu çok faydalı bir yöntem. Motordaki takılan parçalar ne zaman değişmiş, hangi sebeple değişmiş, ne olmuş ne bitmiş herşeyi takip edebiliyorsunuz.

Saat 12:30 gibi koltuk halatları fora. Ver elini deniz. Yine çok keyifli bir 3 saat. Sinirler boşalmış ruhlar dinginliğe kavuşmuş tekrar eve...

20 10 2009

Haftasonu Seyirleri

Geçtiğimiz Cumartesi günü tekneye gidip bir temizliğe girişeyim dedim. Tam iskeleye geldiğimde baktım Bengül teknesinde komşular oturmuş hoşbeş ediyorlar. Ben de hoşbeşe katıldım. Cengiz, Kadir ve Hakan ile başladık denizci dedikodularına. Epeyi bir sohbetten sonra evsahibi Cengiz ayrılınca Biz, Hakan ve Kadir ile Talya'ya geçtik. Fazla oyalanmadan hemen marina dışına çıkıp yelkenleri bastık. Hava çok güzel tam kararında esiyordu. Şehr-i İstanbul'u denizden, hem de yelken ile gezmenin doyumsuz zevkini yaşayarak, üç saat kadar sonra tekrar marinadaki yerimize dönüp bağlandık. Yine yaşadığımızın farkına vardık...

15 10 2009

Yapılanlar

Geçen yazıda madde madde yazdığım onarımları tamamladık. Talya'nın bağlanma kütüğü ruhsatnamesini de çıkarttık. Ayrıca bu yılki marina ücretimizi de ödedik. Bir çok işin stresi üzerimden kalktı.

Bağlanma Kütüğü Ruhsatnamesi eski Özel tekne belgesinden çok daha basit bir evrak. Üzerinde motor seri numarası vs gibi önemli bilgiler yer almıyor. Elinize aldığınızda, uyduruktan bir belge tutuyorsunuz gibi. Belgeyi aldığım departmanda bunun da kısa zamanda değişeceği söylentileri vardı.
Geçen hafta Rıza usta ile motor ve yakıt sistemini elden geçirdik. Ön yakıt filtresindeki su tahliye edildi. Mazot deposu kontrol edildi ama su çıkmadı. Rıza ustaya göre mazot aldığım yer problemli olabilirmiş. Ben eskiden bidonla dışarıdan mazot getiriyordum. Şimdi ise marinadan mazotu alıyorum. Yine Rıza usta marina mazotunun problemli olduğunu, bir motoryatın 300lt lik deposundan bu mazotu aldıktan sonra 15lt su çıktığını anlattı. Şimdi tekrar eskisi gibi mazotu dışarıdan alacağım, bakalım ne olacak?
Ayrıca motorun üzerindeki yakıt filtresini ve impelleri de değiştirdik. Deniz suyu pompasının keçe, conta v.s. gibi tamir elemanlarını orjinal Yanmar aldım. Bu da bir hayli tuzluya mal oldu. Aynı malzeme altıda bir fiyata sanayi sitelerinden de temin edilebiliyor. Neyse motor yine saat gibi. Sızıntı tamamen kesildi. Deneme seyri için kuzenle gece gece soluğu Burgaz Antigoni'de aldık. Gece dönüşümüz saat 01:30 gibi oldu. Yine çok keyifli bir gece geçirdik.

07 10 2009

Burgaz'a Gece Seyri

Dün Burgaz'a yelken seyri için hanımla sözleşmiştik. Ben de kendimi hazırladım. Şöyle güzel kızarmış midye, kalamar, kavun, beyazpeynir gözümde canlandı. Fakat akşam olunca hanımda bir kırıklık bir halsizlik. "-Sen git ben kalıyorum." dedi. Haydaa, bütün hayaller bir anda suya düşer gibi oldu. Fakat hayal bu, peşinde koşmak lazım. Ben de hemen Engin'i aradım. Sağolsun Engin hemen Arzu ile konuştu. Saat 18:00 de marinadayız dedi. Ben de 17:00 gibi marinaya vasıl oldum. Nasıl olsa bir saatim var bir genel teknik kontrol yapayım dedim. Motor bölümünü açtım. Gözle bir muayene. Herşey normal gözüküyor. Yağ kontrol, seviyesi tamam, hiç eksilme yok. Soğutma suyu da hemen hemen MAX. çizgisinde. Fakat zeminde hafif bir grilik var. Sanki hafif çe birşey dökülmüş gibi. Motor stop halde iken baktım, birşey yok. Bir de motoru çalıştırıp bakayım dedim. Motoru çalıştırınca impellerin olduğu deniz suyu pompa haznesinin olduğu bölümden küçük damlacık halinde su akıyor. Tattım, tuzlu, belli ki deniz suyu. Pompaya giren hortumları tutan kelepçeleri sıktım, belki onlar kaçırıyordur diye. Ama damlacık kesilmedi. Ben altına üstüne bakarken komşum Can geldi. Ona durumu anlattım. Baktı ve "-Denizsuyu pompasının salmastrasından kaçırıyor" dedi. Yapıcak iş çok zor değil. Pompa sökülüyor, salmastra ve gerekirse rulman değişiyor, sonra yerine takıyoruz. Bir de dikkatimi çeken tuzlu zu hortumlarının içinde takır-takır tuz var. Demk ki tuzlu su yollarını da zamanla temizlemek lazım. Bunu da Rıza usta ile konuştum, nasıl temizleneceğini anlattı. Bir başka sorun da deponun içinde biriken su. Bizim Ege26 larda ön filtre yok. Ben 3 ay önce motora giden yakıt hortumuna bir tane Rakor marka ön filtre taktım. Dün onu da kontol ettim. Deponun cam bölümü olduğu gibi yoğurt kıvamında sıvı dolu. Bu yakıtta su var demek. Sağolsun Can bir pet şişe keserek filterin içini boşalttı. Filtreden bayağı su çıktı. Tabii filtre depodaki bütün suyun tahliyesi için yeterli değil. Yapılması gereken depoyu açıp içini kontrol etmek. Varsa suyu tahliye etmek. Tam bu işleri yapayım derken, yapılacak işlerin sayısı artınca pes ettim. Rıza ustayı aradım onunla beraber bu Cumartesi aşağıdaki işleri yapacağız:

  • Denizsuyu pompasının tamiri.
  • Denizsuyu hortumlarının içindeki tuzların temizlenmesi.
  • Mazot deposunun içindeki suyun tahliyesi.
  • Ön filtre elemanının değişmesi.
  • Motor filtre elemanının değişmesi.

Ee, motor için bu bakımların yapılmasının zamanı gelmişti zaten. Siz ona ne kadar iyi bakarsanız, o da size o kadar az sorun çıkartıyor.

Neyse bu aksaklıkları açıp kontrol ettiğim iyi oldu. Saat 18:00 gibi de Engin ile Arzu geldiler. Hemen marinadan çıktık ve yelkenleri bastık. Kolayına apaz seyir ile 1,5 saatte Burgaz Antigoni restoranın önüne bağlandık. Artık Barba'ya gitmiyoruz. Barba iki kez el değiştirip personeli de dağılınca tadı kaçtı. Antigoni' de yiyecekler falan gayet iyi. Daha önce de yazmıştım. Engin deniz ürünlerinden iyi anlar diye. O da yediklerimizi beğendi. Midye kalamar gayet nefisti. Tek problem tarator sos. Bildiğimiz ekmeği bol cinsinden değil de mayonez kıvamında olanından getiriyorlar. Biz de bunun iyi olmadığını kendilerine söyledik. Çok sohbetli bir yemekten sonra aynı şekilde kolayına seyirle tekrar marinanın yolunu tuttuk. Seyir esnasında ayın doğuşu anlatılamaz güzellikte idi. Neredeyse portakal renginde ve büyüklüğünde olan ay, tam Maltepe üstlerinden doğdu. Kısaca hayatımızda geceyi daha artı hanesine kaydettik.

İyi ki denizdeyiz, iyi ki Talya var.

01 10 2009

İkinci Video Hazır

Bağlanma ve halatlar videosunun ikincisi de hazır. Hemen "Talya Yeniden" konusun altında.
Ya da videoya gitmek için burayı tıklayın.